İMKÂNSIZ DİYE BİR ŞEY YOK !

14/5/2008 · Kategori: yasam

İnananlar için imkansız diye bir şey yoktur; besmele ile başlamışsak işe, korku ve kuşku sınırlarını aşmışız demektir. Yenilgiler de, zaferler de ancak imanımızı artırabilir. “Onlar öyle kimselerdi ki, halk kendilerine ‘düşmanınız size karşı ordu toparladı, Artık onlardan korkun !’ dedikleri halde bu onların mutlaka imanlarını artırır. Ve ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir’ derler.”

Birçok değerin kutsalından sıyrıldığı bir süreci yaşıyoruz; dinin bile paraya dönüştürüldüğü bir dünyevileşme sürecinin tam ortasındayız. Küresel bir kuşatılmışlık hakim coğrafyamızda. Öyle bir ateş hattındayız ki değerlerimiz namusumuz, duruşumuz namlu ucunda... Büyük ve çetin işgaller yaşıyoruz; kaybımız çok büyük, ama uğradığımız tecavüz, saldırı ve haksızlıklardan dolayı üzülme, köşeye çekilme gibi bir tavrımız olmaz. Cihad, imtihan ve arınmadan sonra, sonucun bizim olacağı konusunda Rabbimizin vaadi vardır: “Sakın gevşemeyiniz karamsarlığa kapılmayınız; eğer mümin iseniz üstün gelecek olan taraf sizlersiniz”. Yürürken düşmemiz, yara almamız, yüce Allah’ın bir kanunudur. Kötü ve kirli bir dünyada iyi bir Müslüman olmanın asgari şartı sadece ibadetlerimizi yapmak ve haramlardan kaçmakla sınırlı değildir; bunların devamında kötülüklerin, haksızlıkların, işgallerin, tecavüzlerin ortadan kaldırılması için mücadele etmek gerekmektedir.



İçinde bulunduğumuz olumsuz şartları kabullenerek yaşamak ve bu durumu içselleştirmek zorunda değiliz. Tersine bütün bu olumsuzluklara karşı, kulluğumuzun bir gereği olarak, tutkuyla aşkla mücadele etmeliyiz. Düşüncelerimizi, mücadelemizi modern büyücülerin şamatalarına kurban etmemeliyiz. Rabbimizin bizden razı olacağı bir hayat tarzını onurla sürdürmek, önceliklerimizden olmak zorundadır.

Bu günün ağır sorunlarını, geleceğe havale ederek ya da geçmişe sığınarak, bu sorunlardan kurtulamayız. İnanç ve düşüncelerimizi hayatımızdan ayrı düşünemeyiz. Kendi özgün tarzımızı, çizgimizi bütün iktidar yapılarından bağımsız bir şekilde oluşturmak durumundayız. İşte bu, hamasi nutuklar, boş vakitlere ayarlı bir dini yaşamla olacak bir şey değil, titiz ve tutkulu çabaların alın teriyle yoğrulması ile ancak ortaya çıkacak bir şeydir…

İnandığımızı söylediğimiz düşünceler için, mücadele edecek ufkumuz, bilincimiz, hırsımız yoksa, bunları tekrar, tekrar gözden geçirip sağlamasını yapmak zorundayız. İnanmak, her şeyden önce onun yaşanılabilir bir şey olduğunu kabullenmek demektir. İslam’ın bir zihinsel fantezi değil, bir hayat tarzı olduğunu anlamamız ve bunu yaşayarak örneklendirmemiz gerekiyor. İçinde bulunduğumuz olumsuz durumdan ve bu durumun psikolojisinden artık kurtulmamız gerekiyor. Susmak kabullenmek-hoşnut olmak demektir. Bugünkü hayat tarzı içinde bir mü’mini hoşnut edecek hiç bir şey yoktur. Öyleyse bize durmak, yorulmak, usanmak, bıkmak yoktur; ümitsizlik yoktur; kararsızlık, şaşkınlık yoktur.

Kendi kaynaklarımızdan hareketle mücadeleye atılabilirsek, içtenlikli ve nitelikli birliktelikler oluşturabilirsek, her şeyden önce kendi engelimizi aşabilirsek ve Allah’ın koymuş olduğu işaretler doğrultusunda yürüyebilirsek, bizim için imkansız diye bir şey yoktur.

              Kaynak:fyesil@safiryazilim.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »